BAZ İSTASYONLARI RAPORU”
baz istasyonları
“çatıdaki ölüm”
av. ebru pezik & av. m. bülent deniz
eylül/2000
giriş
Yoğun ve yaygın iletişim, bugünün ve yarının insanı için ilk öncelikler arasında yer almaktadır. Dünyayı zihinlerimizde küçültürken kullandığımız ilk araç “iletişim” oldu.
Ancak gelişen teknoloji ile birlikte artan iletişim olanakları yoğun ve yaygın iletişimi sağlarken, aynı zamanda bizi bir bilinmeyenle bizi karşı karşıya bırakıyordu. Bu olanağı sağlayan teknolojik altyapının sağlığımız üzerindeki etkileri uzun bir süre bizler için bilinmezler arasında yer aldı.
Özellikle cep telefonu iletişimi için zorunlu olan baz istasyonlarının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin olup olmayacağı, bu olumsuz etkiler sonucu insan sağlığında meydana gelecek sonuçların neler olacağı sorunları yavaş yavaş bilinmezden bilinene doğru olması gereken yolculuğunu tamamlamaya başladı.
Bugün itibariyle baz istasyonları konusunda parça parça ortaya çıkan bilgiler biraraya gelmekte ve “bütün” ortaya çıkmaktadır. Bu “bütün”ün olumlu olmadığı artık bilinen bir gerçektir. Bu rapor, bu “bütün”ün oluşturulmasına katkı sağlamak amacıyla kaleme alınmıştır.
baz istasyonu nedir
Baz istasyonları, GSM. iletişimin kapsama alanını genişletmek için bina çatılarına kurulan, genellikle beyaz renkli ve kutu şeklinde, 4 metre boyunda, iki çubuk antenle bir çanak antenden oluşan ve mikrodalga yayan cihazlardır.
Mikrodalga, dalga boyu 0.1-100 cm., frekansı 0.3-300 gigahertz (Ghz) (10’ Hz=1 Ghz) olan elektromanyetik dalgalardır.
Çubuk antenler mikrodalgaları toplayıp çanak antenlere verir ve bu dalgalar çanak anten aracılığıyla 16 farklı frekanstan ve UHF (ultra-high frequency) üzerinden yayınlanır.
baz istasyonlarının çevreye zararları
Vücudumuzdaki manyetik alanlar, doğal çevremizdeki yerkürenin manyetik alanı ile uyum içerisindedir. Baz istasyonlarının çevresinde elektromanyetik alan oluşmaktadır ve oluşan bu elektromanyetik alanın insan vücudundaki ve doğal çevredeki elektromanyetik alandan fazla olması sebebiyle mevcut uyum bozulur. Bu da, elektromanyetik kirlilik adı verilen bir tür çevre kirliliğine neden olur.
baz istasyonlarının sağlığa zararları
Baz istasyonları tarafından da yayınlanabilen mikrodalgaların dokulara iki temel etkisi bulunmaktadır:
- Mikrodalga dokuları ısıtır. (termal etki)
- Mikrodalga hücrelerin kimyasını bozar (ter
mal olmayan ya da kimyasal etki)
Mikrodalgaların özellikle ikinci etkisi,yani hücrelerin kimyasını bozarak oluşturduğu etki insan sağlığı açısından önem taşımaktadır. Yapılan araştırmalarda hücrelerin kimyasal etkiye maruz kalması ile şu sonuçların meydana gelebileceği saptanmıştır:
- Hücrelerde büyük moleküllerin (proteinler vb.) deforme oluşu.
- Hücre zarlarının birbirine yapışması.
- Hücre zarlarında delikler açılması (elektro-porasyon)
- Ca-ATPaz ve Na-K-ATPaz enzimlerinin bozulması sonucu hücre dışına Ca”, Na’ ve K’ kaçışı.
- Sinir zarlarının bozuluşu: Sinir zarlarının bozulması ile REM uykusu adı verilen rüya görmenin azalışı, EEG değişimleri, uykusuzluk, sinirlilik, unutkanlık, depresyon, başağrısı, başdönmesi, Alzheimer, Parkinson, Multipl Skleroz gibi dejeneratif beyin hastalıkları meydana gelir.
Hücre enzimlerinde bozulmalar.
DNA tahribi
Mikrodalgaların insan sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin araştırmalar her geçen gün daha da mesafe almaktadır. Bu nedenle bu listenin daha da uzatılması mümkündür.
Ancak gelinen aşamada mikrodalgaların meydana getirdiği hastalıklara ilişkin şu saptamaların yapılması mümkündür:
- Mikrodalgaların kanser yapıcı etkisi: Mikrodalgaların kanser ile ilişkisi üç şekilde mümkündür: Mikrodalganın kendisinin kanseri oluşturması, kanser yapıcı maddelerin hücreye girişini kolaylaştırması veya mevcut kanserli ortamın yaygınlaşmasını hızlandırması.
Mikrodalga, DNA’yı onararak kanseri engelleyen melatonini azaltmakta ve dolayısıyla
vücudun bağışıklık sistemi zayıflamaktadır. Sonuçta mikrodalgalar nedeniyle lösemi, beyin
tümörü, lenfom (lenf bezi kanseri), ben kanseri, erbezi tümörü, çocukluk kanserleri meydana
gelmektedir.
- Mikrodalgaların göze zararları:
Tavşanlar üzerinde yapılan araştırmalarda mikrodalgalar nedeniyle göz merceğinin bulanması (perde veya katarakt), göz saydam tabakasının (kornea) bulanması, renkli tabaka (iris) iltihabı, gözdibi (retina) harabiyeti meydana geldiği tespit edilmiştir.
- Mikrodalgaların kulağa zararları: 20 mJ/cm3’ten daha düşük dozda darbeli mikrodalga enerjileri bile kulak çınlamasına ve işitme kaybına yol açmaktadır.
- Mikrodalgaların cinsel yaşama etkileri:
Deney hayvanları üzerinde yapılan çalışmalarda erbezlerindeki hücrelerin ölmesi sonucu kısırlık, mutant yavruların doğması, dölütün dölyatağında ölmesi, adet bozuklukları, östrojen artışı nedeniyle gebeliğin tehlikeye girmesi, düşüklerin artması tespit edilmiştir. Mikrodalgaya maruz kalan fizik tedavi teknisyenlerinde yukarıdaki rahatsızlıklar tespit edilmiştir.
- Mikrodalgaların bağışıklık sistemine zararları: Mikrodalgaların vücuttaki T8 lenfositlerini ve doğal öldürücü (natural killer) lenfositlerini azalttığı, antikorları azalttığı ve dolayısıyla bağışıklık sisteminin çöktüğü artık tıbbi bir gerçekliktir.
- Mikrodalgaların kana zararları: Mikrodalgalar kan hücrelerini (alyuvar, akyuvar, pıhtı oluşturucu pulcuklar) azaltır, kanın kimyasını bozar, beyin ve kan için çok önem taşıyan bir enzim olan asetilkolin esterazı azaltır. Bu enzimin azalması ölüme yola açar.
mikrodalgaların (baz istasyonları)
etkileri konusunda yapılan araştırmalar
Bir bilinmeyen olarak insanlığın karşısına çıkan baz istasyonları ile ilgili olarak yoğun şekilde araştırmalar devam ettirilmektedir. Bu araştırmalardan sonuçları açıklanan bazıları şunlardır:
- İngiltere’de bulunan NRPB (Ulusal Radyasyondan Korunma Komitesi), 100 kHz üzerindeki mikrodalgaları kanser yapıcı olarak ilan etmiştir. (Doll raporu)
- Amerika Birleşik Devletleri
’nde bulunan EPA (ABD. Çevre Koruma Ajansı) da mikrodalgaların kanser yapıcı özelliği bulunduğunu ilan etmiştir.
- Amerika Birleşik Devletleri/Seattle
’daki Washington Üniversitesi’nde Dr. Billy Guy tarafından 5 yıldır süren yapılan araştırmalarda, düşük dozdaki mikrodalgaların sıçanlarda kansere yol açtığı tespit edildi ve bu sonuçlar EPA tarafından onaylandı.
- Amerika Birleşik Devletleri
/John Hopkins Hastanesi’nde gerçekleştirilen bir çalışmada New York telefon işçilerinde lösemi, lenfom ve beyin tümörü hastalıklarının yoğun olarak görüldüğü tespit edilmiştir.
- Belçika’da A Maes baz istasyonu altında 2 saat bırakılan insan kan hücrelerinde kromozom kırıkları meydana gelmiştir.
- İstanbul/Aksaray’da bulunan bir banka şubesinin bütün çalışanlarında meydana gelen KBB. rahatsızlıkları sonucunda İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 1999/406 D. İş sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi ile meydana gelen rahatsızlıkların banka şubesinin karşısında bulunan baz istasyonundan kaynaklandığı ve hatta cama yakın oturan personelin daha fazla etki altında kalarak rahatsızlıklarının diğerlerine göre arttığı tespit edilmiştir.
- İstanbul/Bağdat Caddesi’nde bulunan baz istasyonları ile ilgili TÜBİTAK’a başvuran bir yurttaşın yaptırdığı inceleme sonucunda , bu bölgede bulunan baz istasyonlarının yanında en fazla 2 saat 45 dakika kalınabileceği belirlenmiştir.
baz istasyonları konusundaki yasal düzenlemeler
TC. Çevre Bakanlığı, Çevre Kirliliğini Önleme ve Kontrol Genel Müdürlüğü Genelgesi (Sayı:B.19.0.ÇKÖ.0.02.00.03, tarih:11.05.2000):
Baz istasyonlarının sağlığa zararlı olduğu gerçeğinin ülkemiz kamuoyuna yansıması ve bunun akabinde konu ile ilgili sivil toplum örgütlerinin yapmış oldukları çalışmalar sonunda konuya hassas bir şekilde eğilen Çevre Bakanlığı tarafından bir genelge çıkartılmıştır. Genelgenin çıkışı, ortada hiçbir yasal düzenleme bulunmayan bu konu için getirdiği bazı düzenlemeler nedeniyle oldukça olumlu karşılanmıştır.
Genelge esas itibariyle şu hükümleri getirmektedir:
- Bu genelge öncelikle belli değerin üzerinde –ki 900 MHz.için 42 Vm. 1800 MHz. İçin 59 Vm.dir- elektrik alan şiddeti oluşturan mikrodalgaların insan sağlığı açısından zararlı bulmaktadır. Genelge bu konudaki dayanağını bilim çevrelerine ve Uluslararası İyonlaştırıcı Olmayan Radyasyondan Korunma Kurulu’na dayandırmaktadır. Böylelikle ilk kez resmi bir devlet belgesinde 900 MHz.in üzerinde elektrik alan şiddeti oluşturan mikrodalgaların zararlı olduğu kabul edilmektedir.
- Bu kabulden sonra gerek kurulacak baz istasyonları ve gerekse halen faaliyette bulunan baz istasyonlarının oluşturmuş olduğu elektrik alan şiddetinin ölçümünün yapılması, bu ölçümün de TÜBİTAK tarafından gerçekleştirilmesi hükmü getirilmiştir.
- Gerek kurulacak baz istasyonlarının oluşturacağı elektrik alan şiddeti ve gerekse halen faaliyette bulunan baz istasyonlarının oluşturduğu elektrik alan şiddetinin ölçümü, yeni kurulacak baz istasyonları için izin verilmesi,sonraki denetimler gibi konuya ilişkin tüm süreçte İl Mahalli Çevre Kurulları ve Valilikler yetkili kılınmıştır.
- Belirlenen değerlerin üzerinde elektrik alan şiddeti oluşturan baz istasyonlarının kurulumuna izin verilmeyecek, kurulu bulunanlar sökülecektir.
- Baz istasyonları hangi değerde elektrik alan şiddeti oluşturursa oluştursun, kesinlikle kamu binaları, okul, hastane, kreş, kışla, park gibi yapı ve alanlara kurulamayacaktır.
Genelgenin getirdiği bu hükümler Amerika Birleşik Devletleri’nde Başkan Clinton tarafından yayınlanan memorandum’daki kararların bir benzeridir. Yine Avrupa Birliği düzenlemeleri de bu genelgede yer alan hükümlerle aynıdır.
Genelgenin uygulanması esnasında bir çok sorun yaşanmışsa da, kamuoyu ve genelgeyi uygulayacak kamu görevlileri bilgilendirildikçe uygulama sorunları azalmış ve hızla gerek kamu kurumları ve gerekse sivil toplum örgütleri tarafından baz istasyonları listeleri oluşturulmuş ve ölçümler gerçekleştirilmeye başlanmıştı.
Örneğin; İstanbul/Bakırköy ilçesinde kaymakamlık talimatı ile GSM. şirketlerine süre verilerek mevcut baz istasyonlarının ölçümlerinin yaptırmaları, genelgeye göre kurulması yasak yerlerdeki baz istasyonlarının sökülmesi istenmiştir.
Genelgede de sarahaten belirtildiği gibi baz istasyonları ile ilgili bakanlık aslında Ulaştırma Bakanlığı’dır. Ancak Ulaştırma Bakanı –aynen sabit ücret sorununda olduğu gibi- uzun bir müddet baz istasyonları konusunda sessizliği tercih etmiş, sessizliğini ilk bozduğunda da baz istasyonlarının sağlığa zararı olmadığı, bu konuda itiraz edenlerin 3. GSM: ihalesinin gerçekleşmemesini isteyenler olduğunu ifade etmiştir.
Ancak 3. GSM. ihalesini kazanan konsorsiyumun sözleşmenin imzalanması için baz istasyonları konusunda hukuki bir düzenlemenin yapılmasın bir ön-şart olarak ortaya koyması üzerine Ulaştırma Bakanlığı tarafından Mobil Telekominikasyon Şebekelerine Ait baz İstasyonlarının Kuruluş Yeri, Ölçümleri, İşletilmesi ve denetlenmesi Hakkında Yönetmelik hazırlanarak yürürlüğe konulmuştur.
- Mobil Telekominikasyon Şebekelerine Ait Baz İstasyonlarının Kuruluş Yeri, Ölçümleri, İşletilmesi ve Denetlenmesi Hakkında Yönetmelik (RG. 04.08.2000, sayı 241
30)
Ulaştırma Bakanlığı tarafından Mobil Telekominikasyon Şebekelerine Ait Baz İstasyonlarının Kuruluş Yeri, Ölçümleri, İşletilmesi ve Denetlenmesi Hakkında Yönetmelik, 04.Ağustos.2000 tarihli ve 24130 sayılı Resmi Gazete' de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu yönetmelik yukarıda da belirtildiği gibi, kanaatimizce 3. GSM. ihalesinde baz istasyonları nedeniyle oluşan sorunun giderilmesi amacıyla çıkarılmış olduğundan, yasak savma kabilinden hazırlanmış ve içerdiği hükümleri itibariyle insan sağlığını tehdit edebilecek düzenlemeler maalesef hukuki bir metinde yer almıştır.
Bu yönetmeliğin getirdiği hükümler ve hükümlere ilişkin değerlendirmemiz şu şekildedir:
- Öncelikle bu yönetmelik hazırlanana kadar sadece yukarıda sözü edilen çevre Bakanlığı genelgesi dışında hiçbir hukuki düzenleme olmaması karşısında bu konudaki hukuki düzenleme eksikliğini gidermesi açısından olumlu bir adımdır.
- Yönetmelik, Ulaştırma Bakanlığının yönetmeliği olması hasebiyle bu yönetmeliğin yürütülmesinden bu bakanlık sorumlu olacaktır. Bu, ilk etapta anlaşılabilir bir durumdur.
Ancak 2000/Ocak ayında başlayıp günümüze kadar uzayan cep telefonlarına
uygulanan ek vergiler, sabit ücret ve ayıplı hizmet sebebiyle tüketicilerin
gerçekleştirdiği telefon kapatma eylemleri, protestolar ve dava açma girişimleri,
Turkcell ve Telsim ihaleleri sebebiyle kurulan TBMM. Araştırma Komisyon raporları
ile bu ihalelerde usulsüzlük yapıldığının belgelenmesi, 3. GSM. ihalesi sebebiyle
Ulaştırma Bakanın almış olduğu tutum ve özellikle bakanlığın açılan ihaleleri
düzenleyen ve sonuçlandıran bakanlık olması nedeniyle Ulaştırma Bakanlığı bu
konuda taraf olmuştur ve taraf olmaya da devam edecektir.
Baz istasyonu gibi GSM. şirketlerinin faaliyetlerine etkili bir konuda, Ulaştırma
Bakanlığını bu konuda tek yetkili kurum olarak göstermek,yukarıda sözü edilen
nedenlerle yurttaş olarak tarafsızlık ve güven duygumuzu rencide etmektedir.
- Yönetmeliğin 12. maddesi ölçüm sonuçlarını değerlendirecek tek makam olarak Bakanlığı göstermektedir.
Buna göre, Bakanlık gelen ölçüm sonuçlarını değerlendirerek sınır değerleri aşan baz
istasyonlarının sınır değerlere çekilmesi için GSM. şirketlerine 7 günlük süre
verecektir. Baz istasyonu hakkında ölçüm talebinde bulunan bir yurttaşın bu
talebinden sonra ölçümün yapılması, raporun verilmesi, raporun bakanlığa gitmesi ve
değerlendirme yapılması gibi uzun olan bir süreci üzerinden Bakanlığın 7 günlük süre
vermesi ve hukuk devleti ilkesi gereği bu işlemin de GSM. şirketleri tarafından yargılama konusu yapılabilmesi ihtimali, sınır değerlerinin üzerinde yayın yapan baz istasyonunun uzun bir müddet daha faaliyetini devam ettirmesi anlamına gelecektir. Bu durumda o baz istasyonunun çevresinde yaşayan insanların sağlığı tehdit altında kalmaya devam edecektir.
- Yönetmeliğin 22. maddesine göre, muhitinde bir baz istasyonu bulunan yurttaşımızın baz istasyonu için ölçüm talep etmesi halinde ölçümün yapılabilmesi için ölçüm bedeli yatırması gerekmektedir. Yani ölçüm için başvurmak, sadece bedelini ödeyebilecek güçte yurttaşların kullanabileceği bir imkan olarak düzenlenmiş, parası olmayan yurttaşlarımızın bu başvuru hakkı ellerinden alınmıştır.
Anayasanın eşitlik ilkesi bir yana, getirilen bu düzenleme yurttaşların ölçüm talep
etmelerini fiilen engelleyen, caydıran bir düzenlemedir. Kaldı ki ölçüm bedelini
yatırmayı başarmış bir yurttaşın başvurusu üzerine yapılan ölçüm sonunda baz
istasyonunun sınır değerlerinin üzerinde faaliyet gösterdiğinin tespit edilmesi halinde
bile yatırılan bu ölçüm bedelinin GSM. şirketlerinden tahsil edilip başvurucuya geri
verilip verilmeyeceği belli değildir. Oysa ki hukuktaki temel ilkelerden biri de
sonuçta haksız çıkan tarafın yapılan masrafları karşılamasıdır.
- Gerek Batıdaki düzenlemeler ve gerekse yukarıda sözü edilen Çevre Bakanlığı genelgesinde yer aldığı şekilde; kamu binaları, okul, hastane, kreş, kışla, park gibi yapı ve alanlara baz istasyonunun kurulması kesinlikle yasak iken, bu yönetmeliğin 16. maddesi ile sağlık kurumları, okul öncesi eğitim, temel eğitim ve orta öğretim kurumlarına, kurumun yetkilisi ve mahallin mülki amirinden izin alınmak sureti ile baz istasyonu kurulabilme imkanı getirilmiştir. Üniversiteler, öğrenci yurtları, kışlalar ve diğer kamu binaları ile park alanları gibi yapı ve alanlarda böyle bir izne dahi gerek görülmemiştir.
Bu düzenleme mevcut tüm düzenlemelerin aksinedir ve insanımızın sağlığının hiçe
sayıldığının bariz göstergesidir.
- Yönetmeliğin 13. maddesinde baz istasyonlarında müsaade edilen limit değerler belirtilmiştir. 12. maddede ise, bu limit değerlerin altında kalan baz istasyonlarına standartlara uygun olduğuna dair bir belge verileceği bildirilmiştir. Yani, eğer limit değerlerin altında ise, okul ve hastane gibi kritik yerler de dahil olmak üzere, tüm meskun mahallere baz istasyonu kurulabilir.
Oysa; belirlenen bu limit değerler tartışmalıdır ve baz istasyonları belirlenen limit
değerler altında da insan sağlığına ciddi şekilde zarar vermektedir.
Şöyle ki; Baz istasyonlarından yayılan mikrodalgaların dokularda yarattığı ısıtıcı
etki ( termal etki ) resmen kabul edilen tehlike sınırlarında ve bunların üstündeki
dozlarda ( yüksek dozlarda ); kimyasal etki ( termal olmayan etki ) ise, tehlike
sınırlarının altındaki dozlarda ( düşük dozlarda ) meydana ge lmektedir.
Mikrodalgaların uzun süre düşük doz verilmesi, kısa süre yüksek doz
verilmesinden çok daha risklidir. Baz istasyonları uzun süre tehlike sınırları
altında mikrodalga verebilir ve bu bakımdan çok tehlikelidir. Ne yazık ki, resmi
makamlar mikrodalga tehlike sınırlarını dokuları 1° C ısıtan doz olarak
belirlemekte ve mikrodalgaların eşikaltı kimyasal etkilerini, fizyolojik, biyolojik
ve psikolojik etkilerini dikkate almamaktadırlar.
Bu nedenle bugün resmi tehlike, sınırları gerçek tehlikeyi yansıtmaktan uzaktır.
Örneğin mikrodalgaların kanser yapıcı etkisi kronik düşük dozlara ( tehlike sınırı
altı dozlara ) bağlıdır ve bu da resmi tehlike sınırlarının yetersizliğini ortaya
koymaktadır.
Kronik düşük doz mikrodalgaların kanser yaptığına ilişkin birçok yayın vardır.
Baz istasyonlarına bağlı kanserler, istasyona yakın birçok meskende yıllar sonra birden patlak verecek, adeta o bölgede bir kanser salgını olacaktır. Çevre etkenlerine bağlı kanserler hemen değil, yıllar sonra başlar. Sigara ve alkol, yıllarca içildikten sonra kanser yapmaktadır. Asbestin ( amyant ) akciğer, akciğer zarı ve periton kanseri yaptığı çok geç, ancak 1970' de anlaşıldı; tüm önlemler o tarihten itibaren alındıysa da, asbestin neden olduğu kanserler 2020' ye kadar devam edecektir. Örneğin, Japonya' da atom bombası atılışından 7-10 yıl sonra kanserler artmaya başlamıştır.
Ulaştırma Bakanlığı, meskun mahallere ve özellikle de okul, hastane gibi
kurumlara baz istasyonu kurulmasına izin vererek vatandaşlarımızı, önümüzdeki
10 yıl için kobay olarak kullanmakta ve ortaya vatandaşlarımızın hayatlarının
konulduğu bir kumar oynanmaktadır.
- Yapılan ölçümler sonucunda, baz istasyonunun limit değerleri aşmadığı tespit edilmiş olsa bile, bu çok sağlam bir bilgi olmayacaktır. Şöyle ki; yanlış yer seçimi ve hatalı yerleşim ile verilen limit değerlerin aşılması sözkonusudur. Baz istasyonu anteninin ana hüzmesinin ne yöne baktığı ve yansımalar durumu oldukça değiştirebilmektedir. Tek yönlü yayınlarda mikrodalgalar dar bir hüzme şeklinde gönderilir, hüzme daraldıkça güç artar, dar hüzme çevredeki yakın binalardan ya da balkonlardan yansıdığında ve telefon görüşmeleri çoğaldıkça bu değer artacaktır.
Tüm bu açıklamalarımız sonucunda mevcut yönetmeliğin insan sağlığını koruyucu hükümler getirmediği rahatlıkla söylenebilir. Bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesinin ardından kamu sağılığına önem vererek çalışma yürüten İstanbul İl Mahalli Çevre Kurulu ilginç bir olaya imza atarak bu konu ile ilgili bir kararını Resmi Gazetede yayınlattı.
- İstanbul Valiliği İl Mahalli Çevre Kurulu Kararı (RG.21.08.2000 sayı:24147)
Ulaştırma Bakanlığı Yönetmeliği’nin yürürlüğe girmesinden bir müddet sonra İl Mahalli Çevre Kurulunun 25.07.2000 tarih ve 7 sayılı kararı Resmi Gazete de yayınlandı. Bu karar genel olarak şu hususları düzenlemektedir:
- Kamu binaları, okul, kreş, akaryakıt istasyonları, dolum tesisleri, park gibi yapı ve alanlardaki baz istasyonları derhal kaldırılacaktır. Bunun dışında bu alanlara yakın yerdeki kurulu baz istasyonlarının elektromanyetik alan şiddeti 10V/m sınırını aşmayacaktır.
- Yapılacak ölçümlerin masrafları elektromanyetik alan yaratan kaynağın bağlı bulunduğu şirketten tahsil edilecektir.
- Yeni kurulacak baz istasyonları için valiliğe müracaat edilecek, bu müracaat ve müracaata eklenecek teknik belgeler İl Çevre Kurulunca incelenerek karar verilecektir.
- Çocuk, hasta ve yaşlılara hitap eden yapı ve alanlara veya bu alanları etki altında bırakacak yerlere baz istasyonları kurulamayacaktır.
Görüleceği gibi İstanbul Valiliği İl Çevre Kurulu bu kararı ile insan sağlığına uygun bir düzenleme getirmiş insanının sağlığı üzerinde kumar oynamamıştır.
Ancak ne yazık ki hukuki metinler arasındaki hiyerarşi gereği Ulaştırma Bakanlığı’nın Yönetmeliği, Çevre Bakanlığı Genelgesi ve İstanbul Valiliği İl Çevre Kurulu Kararının önüne geçmiş, baz istasyonları konusundaki iki olumlu düzenleme böylelikle olumsuz hükümleri içeren bir yönetmelikle yokedilmiştir.
sonuç ve önerilerimiz
Bütün bu açıklamalarımız ışığında acilen yerine getirilmek kaydıyla aşağıdaki önerilerimizi kamuoyunun ve ilgili kurumların dikkatine sunuyoruz:
- Baz istasyonlarının faaliyetine ilişkin tüm hukuki düzenlemeler bir yasa çatısı altında bir araya getirilerek düzenlenmelidir.
- Mevcut yasal düzenlemede kesinlikle şu hükümler yer almalıdır:
- Kamu kurumları, okul, her türlü eğitim kurumu, çocuk sağlığı ve bakımıyla ilgili kurumlar, askeri tesisler, akaryakıt istasyonları ve dolum tesisleri, rehabilitasyon ve bakımevleri, huzur evleri, oyun alanları, parklar gibi çocuk, yaşlı ve hastaların bulunabileceği ve insanları toplu halde bulunabilecekleri alanlara baz istasyonları kurulması yasaklanmalıdır.
- Bu alanların dışında kalan yerler için yerel yönetimlerin görüşü alınarak o yerin mülki amirince mahalli çevre kurulu kararları da dikkate alınmak suretiyle verilecek izin sonucu baz istasyonları kurulabilmelidir.
- Kurulmuş veya kurulacak baz istasyonlarını oluşturacağı elektromanyetik alan yoğunluğu ka
bulünde ICNIRP (International Comission on Nonionizing Radiation Protection)’nin limit değerleri esas alınmalı, ancak Batı’da ki bu konuda yapılan araştırmalara paralel olarak bu liste altı ayda bir yenilenmelidir.
- Tespit edilen limit değerler her bir baz istasyonu için olsa bile birbirine yakın baz istasyonlarının kurulması halinde tespit edilen değerler daha da geri çekilmeli ve yeni bir alt değer oluşturulmalıdır.
- Mevcut baz istasyonlarının adreslerinin bir ay içerisinde bulundukları mahallin mülki amirine bildirmesi için ilgili şirketlere yükümlülük getirilmelidir.
- Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen şirketlere ait baz istasyonlarının tamamı sökülmeli ve eksik bildirim halinde bildirilmeyen baz istasyonları ölçüm yapılmaksızın sökülmelidir.
- Bildirilen baz istasyonları üzerinde mümkün olabilecek en kısa sürede ölçüm yapılarak baz istasyonu faaliyetinin limit değerler uygun olup olmadığı tespit ettirilmeli, limiti aşan faaliyette bulunan baz istasyonlarının limite uygun faaliyet yapar hale getirilmesi için ilgili şirketlere 7 günü aşmayacak şekilde süre verilmelidir.
- Ölçümü yapılan ve faaliyeti limit değerlerin altında kalan baz istasyonlarının müteakip faaliyetinin limit değerleri aşıp aşmayacağı konusunda tedbir olarak baz istasyonu üzerinde herhangi bir değişiklik yapıldığında bozulabilecek bir işaret ve mühür konulmalıdır.
- Baz istasyonlarının kuruluştan sonraki faaliyetleri konusunda yerel yönetimlerin ve tüketici derneklerinin de dahil olabileceği mahalli takip kurulları oluşturulmalı bu kurullara denetim, ceza uygulama gibi yetkiler tanınmalıdır.
Bütün bu önerilerimizin yerine getirilmesi de esasen insan sağlığının korunması anlamında yeterli güvenceyi sağlayamayabilir. Bu nedenle sonuç olarak binlerce baz istasyonu içinde yaşayan bir ülke olmaktansa baz istasyonlarının insan yerleşiminin olmadığı mekanlara kurulması yönünde yasal düzenleme yapılmalı ve insan yaşamının söz konusu olduğu yerlere baz istasyonu kurulması yasaklanmalıdır.
YARARLANILAN KAYNAKLAR
1-Doç. Dr. Selçuk Alsan,Cep Telefonlarının Sağlığa Zararları.
2-Doç. Dr. Levent Sevgi, Elektromanyetik Kirlilik, Cep Telefonları ve Baz İstasyonları, EMO İstanbul Şubesi Bülteni Ocak-Temmuz 2000 sayısı.
3-Dr. Efe Onganer, Cep Telefonu ve Sağlık, www.nethaber.com/haber/yazarlar/0.1084.281_7.00.html
4-Zülfü Livaneli, Baz İstasyonu Cinayeti, Sabah Gazetesi, 30.06.2000
5-Prof. Dr. Nesrin Seyhan Atalay, Bilişim toplumuna Giderken Elektromanyetik Kirlilik Etkileri Sempozyumu Tebliği.
6-Operatörlerden Baz Savunması: İstasyonlar Standartlara Uygun, www.nethaber.com/haber/haberler/0.1082.16148_3.00.html
7- Cep Yasaklanmalı, Radikal, 30.06.2000 (Ankara Tabip Odası Açıklaması)
8-Perihan Mağden, İçine Sindirmek, Su Bu; Uzuyor Bu Konu, Radikal, 30.06.2000
9-Bakırköy Kaymakamlığı’nın BO54VLK4342601 sayılı ve 28.07.2000 tarihli yazısı.
10- www.bilimteknik.cumhuriyet.com.tr/w/b1404.htm
11-TÜBİTAK’ın Korkutucu Raporu, Hürriyet İstanbul, 29.08.2000-09-07
12-IEGMP (Independent Expert Group on Mobile Phones) Raporu, Mobile Phones and Health, http://www.iegmp.org.uk)
13-F. Akleman-L. Sevgi, FDTD Analysis of Human Head – Mobile Phone Interaction in Terms of Specific Absorption Rate (SAR) Calculations and Antenna Design, Proc. of IEEE-APS, Conference on Antennas & Propagation for Wireless Comm., pp.85-88, Waltham, MA, USA 1998
Her hakkı Müstakil Tüketiciler Birliği’ne aittir. Kaynak gösterilmeden kullanı lamaz.
|
DİLEKÇELER
|